Into The Wild

 Into The Wild
Okunuyor Into The Wild

“Yalnızca hayallerinin peşinden koşan insanlar için hayat farklı bir anlama sahiptir.”

Bir gün ansızın evden ayrılmak ve ucu bucağı olmayan dünyayı kendi gözlerimizle keşfetmek ister ama yapmaya cesaret edemeyiz.

Hayatlarımızı görünmez kafesler içerisinde geçiriyoruz, ne zaman kafesten çıkıp bir adım atsak stres altına giriyoruz. Zarar görebileceğimizi düşünüyor, güvenli ve küçücük kafeslerimizde yıllarımızı harcıyoruz. Bir kez o adımı atabilsek, kanatlarımızı gökyüzüne doğru çırpabilsek ve yeryüzüne bir de göklerden bakabilsek sanıyorum ki bir daha asla kafeslerimize dönmeyi istemeyiz. McCandless da özgürlüğü bir kez tattıktan sonra asla kafesine dönmek istemeyen kuşlardan birisi.

Sisteme bir başkaldırı örneği gösteriyor ve bize hayatın gerçekten nasıl tutkuyla yaşanabileceğini, hayalimizin peşinden koşmamız gerektiğini, bizi biz yapanın içlerimizde yatan gerçek hislerimiz ve tutkularımız olduğunu hatırlatıyor.

“Bu hastalıklı toplumdan uzaklaşmak istiyorum. Bundan uzaklaşmalıyım.”

Her geçen gün zayıflayan insanlığımızı, birtakım çıkarlarımız için kurduğumuz sahte ilişkileri fark ediyor ve bunlara bir nefret duyuyordu. Dünyayı güzelleştirenin karşılıksız sevgi olduğunu her defasında dile getiriyor ve uyguluyordu.

Kendini anlamlandırma çabasıyla çıktığı yolda deneyimlediği tecrübeler ve yalnız geçirdiği aylardan sonra şunu fark ediyordu:

“Mutluluk sadece paylaşıldığı zaman gerçektir.”

2 saat 27 dakika olmasına rağmen izlemenize değecektir ayrıca filmin harika soundtrack’leri var, özellikle ‘’Eddie Vedder – Society’’ dinlemenizi öneririm ve iyi seyirler dilerim.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın